18 Mayıs 2011 Çarşamba

Hayattan bir ders...

80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.
O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.
Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:
- Bu ne oğlum?

Aldananlar

Hedefi, tevhid, marifet, ihlas ve ihsan hali olmayan herkes aldanmıştır. [1]
Yapılan bütün işlerin başlangıç noktası niyettir. Niyet, bir işte güdülen maksat ve gaye demektir ve ihlâsın göstergesidir.
Mümin, niyetini doğru yapmak, onu düzeltmek hususunda gereken gayreti yapmalıdır. Herkes kendi kalbindeki saklı niyeti çok daha iyi bilir. Fakat ilk anda ihlâs ve güzel niyete ulaşmak mümkün değilse de insan, Allah’tan hayırlı niyet ve sâlih amelde muvaffakiyet istemeli ve bunu ölene kadar devam ettirmelidir. Allah için iyi niyetle başlanan bir işin ve ibadetin, salih amel olması ve sevap kazandırması için aynı güzel niyetle tamamlanması gerekmektedir.

17 Mayıs 2011 Salı

KUR’AN VE SÜNNETTE VELİ

Gavs-ı Sani (k.s) hazretleri "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun." ayetini okuyarak başladığı bir sohbetinde: "Sadıklarla beraber olan kimse, onlarla birlikte haşretilir. Baksanıza, Ashab-i Kehf'in köpeği necisül ayn olduğu halde onlarla birlikte bulunması bereketiyle cennete girecektir. İnsan ne olursa olsun sadik kullarla kâmil mürşitlerle birlikte bulunmalıdır. Zahiren beraber olamayan kimseler manen (kalp ve hayali ile) onlarla birlikte olmaya çalışmalıdır” buyurmuşlardır.

Mürşid Nazarı

Şah-ı Nakşibendi (k.s.a) hazretleri “Allah (c.c) bir kulu severse, sevdiğine gönderir terbiye ettirir, azametine yakışacak şekilde edep öğrettirir ve nihayet onu sever.” Buyuruyor. Allah’a çok şükür ki Allahu Teala (c.c) bizleri bir mürşidi kâmil’e kavuşturdu.

Bazı inşanlar bu mürşidi kamilde ne oluyor. Peygamber (a.s.v) zamanında böyle şeyler var mıydı diyorlar. Ne kadar yanlıştır. Aslına baktığımızda sahabe-i kiramı da Peygamber (a.s.v) efendimiz nazar ve sohbetle yetiştirmiştir. Sahabeleri Peygamber (a.s.v) efendimizi mümin olarak bir kere görmüş olsalar bile, hatta hiç konuşmamış olsalar dahi ve bu durumlarını ölünceye kadar muhafaza etmiş olsalar bu onların sahabe olmaları için yeterlidir. Yani sahabe olabilmek için ne gerekiyor? Peygamber (a.s.v) efendimizi bir kez görüp ona biat edip, nazarına mazhar olmak yetiyor.